6 Nisan 2015 Pazartesi

Sebzeli Börek / Gelecekteki Kocaya Mektup

Geçenlerde çekmecelerimi karıştırırken eski defterlerimi buldum. Pek not tutmayı, günlük yazmayı beceremeyen biri olsam da hep, yine de denerdim defter tutmayı. Bir şekilde başlar sonra unuturdum öylece. Ama nasılsa, birini doldurmayı başarmışım.
Beğendiğim şarkı sözleri, kısa şiirler, arkadaşlarımla çekilen fotoğraflar, kurutulmuş çiçekler, okulda olanlarla ilgili ufak notlar, tuhaf ilan-ı aşklar, beğendiğim erkeklerle ilgili yazılar yazmışım :)
Tipik, ergen genç kız. Orada yazdığım çoğu şey şimdi utanç verici ve komik gelse de bazı notlarımı sevdim. Onlardan biri olan, gelecekteki kocama yazdığım notu paylaşmak istiyorum sizinle. Gülmek serbest :))
"Sevgili gelecekteki kocacığım,
Beni evlenmeye ikna etmen kaç yılını aldı bilmiyorum ama sonunda başarmış olman takdire değer.
Umuyorum ki Kastamonu'lu değilsindir. Hele Tosya'lı Allah muhafaza. Ama ben bu kadar büyük konuştuktan sonra eminim Tosya'lısın.
Aileni, yaşadığın yeri geride bırakıp benimle İstanbul'da yaşadığına göre çok seviyorsun beni, aferin.
Benimle iyi geçinmek için yapman gereken şeyleri mutlaka biliyorsundur. Ama ben yine de en önemli ilkeleri hatırlatayım sana.
1-Çok ve boş konuşan insanları sevmiyorum, kocam olduğuna göre onlardan biri değilsin eminim. Ama ilerisi için aklında bulunsun. (Hala öyleyim, hiç gelemem boş konuşmaya)
2-Kırışık ve toplanan çarşaftan nefret ederim. (ahahaha :)) Hala öyleyim, toplanmamalı o çarşaf)
3-Böcekler için yatağın başı ve bir tarafı mutlaka duvara dayalı olmalı ve yatakla duvar arasında minderler olmalı. O taraf benim işte. (Korkum hala var ama minder olayından kurtuldum :) )
4-Her türlü böcekten, hayvandan korktuğumu bilerek hareket etmelisin. (Hala öyleyim, böcek, kedi, köpek korkum had safhada)
5-Sinirlendiğimde küfür ettiğimi biliyorsun, alınmaca kırılmaca yok. (Maalesef değişmedim bu konuda, hanım hanımcık olsam da :P çok sinirlenirsem kabalaşıyorum)
6-Sarışınları sevmem. Esmer ve kara kaşlı kara gözlü olduğunu düşünerek çocuğumuzun esmer olacağını ümit ediyorum. Olur da sarışın olursa bil ki o çocuk benden değil, boşanırım. (Burayı geyik olsun diye yazdığım nasıl da belli :)) ama öyle komik ki şuan sarışın bir sevgilim var ahahaha :))) )
7-Giyimime karışmayı aklından bile geçirme. Babamın bile karışmadığı şeye sen kim oluyorsun da karışıyorsun? derim. (Derim, ben bilmiyor muyum nasıl giyinmem gerektiğini, sen kime akıl veriyorsun -da derim)
8-Pikniğe giderken mutlaka yanına sandalye almayı unutma. Ben karıncalardan da korkarım, yere oturamam. (ahahah bunu düzelttim işte. Korkuyorum evet ama ayakta durmuyorum artık piknik boyunca. Çimlere oturabiliyorum :)) )
Bunlara dikkat ettikten sonra mutlu oluruz bence. Ama ben yine de bize 5, bilemedin 7 yıl veriyorum. Ben çabuk sıkılırım biliyorsun. (ahahahah anneme bir keresinde dergiden gelinlik gösterirken bunu ilk düğünümde, bunu ikincisinde, bunu üçüncüsünde, bunu dördüncüsünde giyeceğim demiştim de annem kafamı kırıyordu az daha :)) artık öyle düşünmüyorum tabi, iki de olur :D:D:D:D geyik yapıyorum, ciddiye almayın)
O zaman gelecekte görüşmek üzere kocacığım."
Bunları yazan 15 yaşındaki ben olduğu için yargılayamıyorum çocuğu :) Parantez içleri şuanki yorumlarım tabii. Gerçi ne yalan söyleyim ben hala benim hem de noktasına, virgülüne kadar. Yalnız o zamanlar gerçekten Tosya'lı fobim vardı :D Allah muhafaza Tosya'lı birine aşık olur da kalırım orada diye ödüm patlıyordu demek ki. Üç yıldan bir gün fazla olsa öleceğimi düşünüyordum sanırım.
Tosya'ya taşınırken en büyük korkularımdan biri daha yeni genç kız olmuş benim, özgürce kot pantolon ve kısa şeyler giyemeyeceğimdi. Ablamlardan duyduğum kadarıyla gerici ve rahatsız edici bir yerdi. Babama giyimime karışmayacağına dair söz verdirtmiştim. Karşılığında ben de ona laf getirecek bir şey yapmayacağıma söz vermiştim. Ki bana güvenmediğinden değil, Tosya'nın küçük bir yer ve biraz gerici olmasından dolayı göze batacağımı düşünmesindendi.
Tosya'ya ilk gittiğimde aylarca evden dışarı çıkmamıştım. Annemi de benden habersiz dışarı göndermiyordum. Kadıncağız dışarıda 5-10 dakikadan fazla kalamıyordu benim yüzümden. Kimse farketmemiş olsa da, oraya taşındık diye ağır bir depresyon geçirmiştim. İzleri hala benimle.
Evet bu acıklı konudan başka bir yazıda daha geniş bir şekilde bahsetmeyi düşünüyorum.
Şimdilik burada kesiyorum ve hangi tarifi yayınlasam diye arşivime gidiyorum :) Az sonra fotoğraflarla burada olacağım.
Geldim! Fotoğrafları hazırlayıp buraya dönmem 2 saat kadar sürse de hiç fark etmediniz değil mi :)
Evet şu kakaolu puroları biliyorsunuz. Koskoca bir paket baklava yufkasını o puroları hazırlamak için almıştım. Eh geriye ne kadar yufkam kaldığını az çok biliyorsunuzdur :) Durum öyle olunca kalan yufkaları da dolapta fazla süründürmeden değerlendirip sebzeli börek yaptım. Bu böreğin lezzeti zeytinyağlı sebze lezzetinde. Yani içine limon sıkarak bile yiyebilirdim ben ama yanına acılı sos yapmayı tercih ettim. Yufkasından dolayı çıtır çıtır olan bu böreği evinizdeki sebzeleri değerlendirmek amacıyla da yapabilirsiniz. Ben bir taşla üç kuş vurup, dolapta bekleyen bir adet kabak ve bir adet havucu da yufkalarla birlikte değerlendirmiş oldum.
Sebzeli Çıtır Börek
Malzemeler
Baklava yufkası
1 su brd. su
3 yemek kaşığı sıvıyağ
İç malzeme için
1 adet kabak
1 adet havuç
1 adet patates
1 adet soğan
Bir avuç mantar (taze veya kültür)
2 diş sarımsak
1 çay kaşığı tozşeker
Tuz , karabiber
1/2 su brd. su

Yapılışı
  • Öncelikle tüm sebzeleri güzelce soyup kabak ve havucu çok uzun olmayacak şekilde veya jülyen doğruyoruz. Patatesi küçük küp şeklinde, mantarı küçük olacak şekilde, soğanı da yemeklik doğruyoruz.
  • Tavada önce birkaç yemek kaşığı sıvıyağla birlikte soğanı birkaç defa çeviriyoruz. Minik doğranmış sarımsağı patatesi ve havucu ekleyip karıştırıyoruz ve 1-2 dk pişiriyoruz. Kabakları ve mantarı, tozşekeri, tuzunu ve karabiberini, suyunu da ekleyip azıcık karıştırıp kapağı kapatıyoruz. 5 dakika bu şekilde pişirdikten sonra kapağı açıp suyunu çektiriyoruz. Sebzeler hala biraz diriyken ocağın altını kapatıp Soğumaya bırakıyoruz.
  • İki kat yufkayı seriyoruz, üzerine, içi koyacağımız kısmın biraz altından başlayarak fırçayla yağlı sudan sürüyoruz. 4 eşit parçaya kesip, her birine içten koyup muska şeklinde sarıyoruz.
  • Tüm börekleri yağlı kağıt serili bir tepsiye alıyoruz, üzerlerine çok az yağlı sudan sürüyoruz (veya sürmüyoruz) ve önceden ısıttığımız 180 derece fırında kızarana kadar pişiriyoruz.
NOT: Üzeri kapatılmadıkça çıtır kalıyor börekler. Ancak üzerini kapatırsanız yumuşuyor.
Eklememde fayda var, ben önceden pişmiş, donmuş mantar kullandığım için mantarım fazla sulanmadı. Ama taze veya kültür mantarı kullanacaksanız mantarlar çok su bırakacağı için önceden ayrı bir yerde pişirip diğer malzemelere ekleyebilir, veya içe katılan suyu kullanmayıp mantarları da diğer malzemelerle pişirebilirsiniz.

Afiyet olsun.
Görüşmek üzere.

19 yorum:

  1. Harika görünüyor :) Ellerine sağlık ...

    YanıtlaSil
  2. şahane,tariflerine bayılıyorum.
    bu arada tosya hikayeni çok merak ettim,nedenini sonra söylerim
    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene sevindim Havva, ben de senin tariflerini ve anlatımını çok beğeniyorum.
      Tosya hikayem benim için hayatımın dönüm noktasıdır. Ucundan kıyısından bahsettim hep ama bu sefer genişçe anlatmayı düşünüyorum.
      Görüşmek üzere öyleyse :) Sevgiler.

      Sil
  3. oznur duzgun6/4/15 20:34

    cok guzeell. ben de yapicam :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yap mutlaka, çok keyifli yemesi.

      Sil
  4. Ben mektubunu çok sevdim ben de yazsam bu tarz bir şey olurdu ve evet ben de böceklerden Ölümüne korkuyorum :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Off böcekler :)) İsmini duymak bile kaşınmama sebep oluyor :)

      Sil
  5. çok güldüm okurken, alemsin ;DD

    YanıtlaSil
  6. yemegi seviyorsunuz sanırım aman dikkat edin :)) kocada bulamazsınız hahahaha çok komik

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İsimsiz yorum yaptığınıza göre isminiz yok sanırım, ahahahaha çok komik.

      Sil
    2. ama ben doğruyu söyledim neden alındınız ki çok az yemek çok sağlık katılmıyormusun deniz sonra erkek arkadaşiniz begenmez sizi :)

      Sil
    3. valla ellerıne sağlık nefis yemek yapıyorsun bunlarda çok Kalori vardır ye ye şiş :)

      Sil
    4. İsminizi yazmamışsınız, sizi tanımıyorum. Alındığımı söyleyemem ama tanımadığım bir insanın bu şekilde bir yorum yapmasından hoşlanmadım, o sebeple aynı şekilde cevap verdim.
      Ayrıca her yemek yapanın çok yediği kanısına nereden vardığınızı da merak ettim. Ya da tüm yaptıklarımı oturup kendim yediğimi mi düşündünüz? Yemek yapmayı sevmekle çok yemek yemek arasında çok fazla fark var. Ama size katılıyorum elbette çok yemek yemek sağlıklı değildir.
      Ancak şunu da söylemek isterim ki yazımda kocaya hitap ettiğimden mi o şekilde anladınız bilmiyorum ama asla evlenicem diye yırtınan biri olmadım. Ya yazımı tam okumadınız ya da önyargılı davrandınız. Fazla kilolarımdan dolayı beni beğenmeyecekse sevgilim de, kapı açık istediği zayıf kıza gidebilir :)) Tutan yok kimseyi.

      Sil
  7. Umarım gönlüne göre birini bulursun çocum, seni okurken acaba benim kızcem kocasından neler bekler ki diye düşündüm ne yalan söyliyim:) Böreklerin çok güzel eline sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim güzel dileğiniz için.

      Sil
  8. Ahh canım ya ne tatlısın ne harika yazmışsın öyle okurken pek hoşuma gitti. Belki bir yerlerde ben de böyle bir şey yazmışımdır diye düşündüm. Böyle eskileri karıştırıp ortaya çıkartmak en sevdiğim şeydir. Kısa süreli olduğu için tatillerimiz her zaman yapamıyorum ama İzmit'teki eşyalarımı İzmir'e taşırken neler neler bulacağım kimbilir. Belki unutmazsam o zaman ben de paylaşırım. O yaşına göre bence çok güzel yazmışsın. Esmerden hoşlanıp sarışın sevgilim var deyinde hihiii güldüm, çok tatlıydı. Hayat işte insanı nasıl farklılaştırıyor, dönüştürüyor değil mi? Bazen düşünüyorum da çok uçuk hayallerim hiç olmadı( yazarlıktan önce astronot olmak istediğim bir dönem vardı kabul ediyorum ama kısa sürdü) şimdi de yok diyebilirim. Artık sadece sağlık ve huzur dileyen orta yaşlı biri haline geldim ben sanırım:)
    Bu arada börek nefis görünüyor. Ben de sabah kahvaltıda dünden kalma yemekhanede yapılan kıymalı böreği ısıtıp yedim, senin sebzeli tarifi de not ediyorum üçgen yufkan var bulmuştum ona sarıvereyim ya da tepsiye döşeyeyim bilemedim şu an:) Burada baklava yufkası var önceleri ondan kullandım bir süre ama sonra değişik bir cezayir yufkası buldum, nasıl yapıldığını öğrendim. Baklava yufkasına benziyor aslında, aynı bu şekil üçgen sarıyorlar ve çok çıtır oluyor, az yağda tavada kızartıyorlar. Yapayım da senin için fotoğrafını çekeyim ben de. Şu tatlıya şekil vermek için kullanılan desen tamponlarını da fotoğrafladım yayınlayacağım:) Bu sıra internetimiz berbat, beni deli ediyor ve bolca küfür ediyorum. Ben de sinirlenince ağzı bozulan biri oldum burada:)
    Güzel güneşli kuş cıvıltılı zamanlar diliyorum sana. Öpüyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de en sevdiğim şeylerdendir eskileri karıştırmak. Ama ben de dediğin gibi kısa sürede karıştıramıyorum annemin sandığını, hurçlarını :))
      Zamanla insan değişiyor, gerçi esmer sevgim değişmedi ama aşk işte^^ farklı oluyor :P Bir de çocukluk aşkı olunca sarışını esmeri görmüyor göz :))
      Merakla bekliyorum ben de o desen tamponlarını ve oradan paylaşacağın yemekleri.
      Bu arada kendi kendine küfür etmek kimseye zarar vermez diye düşünüyorum :)) Sinirlendiğimde sinirimi çıkaracak bir yer olmalı, içime atmaktan veya başkasına zarar vermektense çeneyi çalıştırmak daha iyi oluyor :)))
      Uğramana sevindim. Öpüyorum ben de, sevgiler.

      Sil

Tasarım:Sawako Kuronuma