9 Haziran 2016 Perşembe

Tane Beyaz Fasulye Piyazı

Merhaba!
Son zamanlarda bloğa verdiğim araları toplasak buradan köye yol olur değil mi :))
Bir süre daha böyle olsun da, gönlünü alacağım bloğumun.
Evlilikle birlikte yeni ev kurma telaşı da pakete eklendiğinden, bir düzene girene kadar kendimi dinlemek istiyorum. Dinlenmek istiyorum. Gerçi biz çok yorulmadık düğün kısmında, ama ev kısmı yorucu oldu. Tadilatlar, alışverişler, karar vermeler, eşya taşımalar zorladı bünyelerimizi. Neyse ki şimdi düzenimiz yavaş yavaş oturuyor. Bir ara oturup fotoğraf düzenleyebilirsem eğer, bir düğün yazısı da yazmak istiyorum. Kısmet.. :)
Eveeet, bugünkü asıl konumuz piyaz. Fasulye piyazını eskiden annem de ablam da sık sık yapardı. Ama son birkaç yıldır pek denk geldiğim söylenemez. Evi toparlayıp yeni eve taşırken ablamla ganimetlerimizi de paylaştık elbette. Annemden gelen konserveler, kurular gibi erzağımızın çoğu benim oldu. Eee 3 büyük şişe beyaz tane fasulyeyi ne yapmalı? Bir şişesini piyaz yapmaya karar verdik. Bol otlu, nefis bir fasulye piyazı.
Tane Beyaz Fasulye Piyazı
Malzemeler
(1 kg şişe) Konserve fasulye
4-5 dal maydanoz
4-5 dal dereotu
2-3 yaprak yeşil soğan
1 büyük soğan
1 limonun suyu
Zeytinyağı
Tuz

Yapılışı
  • Yeşillikleri güzel yıkayın, suyunu iyice süzdürün. İnce ince doğrayın
  • Fasulyeyi bir süzgeçe alın. Üzerinden birkaç kez su geçirin, iyice süzdürün.
  • Soğanı ay ay doğrayın. Geniş bir kaseye alın ve üzerine diğer tüm malzemeleri ekleyin.
  • Tüm sos malzemelerini de ekleyin ve fasulyeleri ezmeden güzelce karıştırın.
  • Servise hazır.
Sos malzemelerini zevkinize göre ayarlayabilirsiniz. Hatta ekşi erik sosu da çok yakışacaktır.

Görüşmek üzere.
Sevgiler ♥


17 Mayıs 2016 Salı

Cherry Domatesli Tart

Şu son aylarda kafam allak bullak olduğu için ve evde de pek vakit geçiremediğimden mutfağımı biraz boşladığım doğrudur. Hiç bir şeyler pişirmedim değil elbette ama genelde sadece karın doyurmak için pişirdim gibi bir şey. Zaten onları ayrıca yayınlayacağım, diyet yemekleri olarak.
Ancak ilk olarak, geçen haftalardan birinde pişirdiğim, hangisiydi bulamıyorum beynimin içinde^^, domatesli tartımı paylaşmak istiyorum.
Epey uzun bir zamandır aklımdaydı cherry domateslerle bir tart yapmak. Hem görüntüsünden çok hoşlandığım için, hem de tadını seveceğimden emin olduğumdan aklımın bir köşesinde bekliyordu. Hafta sonunda boş kaldığım anlardan birinde yaptım bu tartı.
Hem kendi diyetimden, hem de artık etrafımda yediklerine dikkat etmesi gereken birçok insan olduğundan, hamurlarımda daha çok tam buğday unu kullanıyorum. Yağ kullanılacaksa miktarı azaltıyorum, zeytinyağı veya tereyağ kullanıyorum. Hamurların kıvamını ayarlamak için tereyağı fazla kullanmak yerine, yoğurt ve süt de kullandığım oluyor.
Bu tartta da hamuruma beyaz peynir ilave etmeyi, bol tereyağı yerine biraz yoğurt ve zeytinyağı kullanmayı tercih ettim.

Tam Buğdaylı, Peynirli Domatesli Tart
Malzemeler
1,5 cup tam buğday unu
1/2 cup beyaz un
1 cup beyaz peynir
2/3 çay brd. zeytinyağı
1/2 su brd. sulu yoğurt
Tuz

8-10 adet cherry domates
1 su brd. süt
Yarım paket taze krema
1 yemek kaşığı un
1/2 cup lor peyniri
1 yumurta
2 dal taze sarımsak
Kekik
Karabiber, tuz

Yapılışı
  • Öncelikle domatesleri yıkayın, ikiye kesip sap kısımlarını temizleyin. Bir borcama veya tepsiye zeytinyağı sürün. Domatesleri kesik tarafları yukarı bakacak şekilde dizin ve 200 derecede ısınmış fırında 10-15 dk pişirin. Fırından çıkarıp ters çevirin ve 10 dk da bu şekilde pişirin.
  • Hamur için unları bir kaba alın, tuz ekleyip karıştırın. Üzerine tereyağı alıp çatalla ezerek karıştırın. Beyaz peyniri de ekleyip ufalayarak karıştırın. Yoğurdu ekleyip çatalla tekrar karıştırın. Unlu ve topak topak parçalar olacak. Avucunuzda sıktığınızda birleşen bir yapısı olmalı, olmadıysa az daha yoğurt ekleyebilirsiniz.
  • Yağlı kağıt serili tepsiye dökün hamuru. Ellerinizle sıkarak ve bastırarak şekil verin. İsterseniz tart kalıbında da yapabilirsiniz. (Ben dikdörtgen şekil olsun istediğim ve kalıbım da olmadığı için elle şekillendirdim.) Çatalla her tarafında delikler açın. Önceden ısınmış 180 derecedeki fırında hafifçe kızarana dek pişirin. Soğumaya bırakın.
  • Bu sırada bir kasede krema, yumurta, lor, sarımsak, baharatlar ve unu çatalla çırpın. Süt ekleyip karıştırın.
  • Soğuyan tart tabanının üzerine yavaşça dökün. Taşırmamaya ve akıtmamaya özen gösterin. Kenarlarda çok boşluk kalırsa azıcık daha lor ve süt ekleyebilirsiniz.
  • Üzerine pişen domatesleri de, kesik yüzleri yukarı bakacak şekilde yerleştirin. Üzerine son olarak kekik serpiştirin ve önceden ısıttığınız 180 derecedeki fırında 20-30 dk pişirin. (Süreyi kendi fırınınıza ve sütlü kısmın durumuna göre artırıp azaltabilirsiniz. Ben süreye çok dikkat etmemişim bu sefer^^ ) 
  • Sütlü kısım koyulaşınca fırından çıkarabilirsiniz. Ilıdığında tüketmenizi tavsiye ederim.
Afiyet olsun!
Görüşmek üzere.
 

10 Mayıs 2016 Salı

Çift Fotoğraflarımız

Sinop'a gitmemizin asıl sebebinden bahsetmiştim biraz geçen yazımda.
Evlenmeden önce çekilmiş çift fotoğraflarımız olsun istiyorduk. Ama bunu da her yerde gördüğümüz şekilde basmakalıp değil, bize özgü, doğa içerisinde yapmak istiyorduk. Küçük Çamlıca bizim çok sevdiğimiz bir yerdir ama bu fotoğrafları orada çekmek istemedik. Hem çok kalabalık oluyor her daim, hem de çok klişeleştiğini düşünüyoruz. Daha yeşil, mavisi olan, rahat davranabileceğimiz kadar sakin olan bir yerler istiyorduk.
Ercüment bana Ayancık'tan ve buradaki doğal güzelliklerden bahsedip, üstüne bir de Akgöl'ün bir fotoğrafını gösterince tamam dedim. Artık bulmuştuk o yeri ve mutluyduk. Zaman yaklaştıkça çevre güzellikleri de araştırdım ve şelalelerden haberim oldu. Artık hedefimiz belliydi ve plan yapmaya başlamıştık bile.
Kafamızda tüm planı oturttuğumuzda uçak biletlerine bakmaya, kalacak yer düşünmeye başladık. Kastamonu-Sinop güzergahı düşündük ilk önce. Her ikimizin de memleketleri olsun dedik. Hatta araya karlar içinde Ilgaz'ı da eklemek istedik ama her şey uymuyordu birbirine. Çünkü planımız kısa süreliydi ve git-gel yaparak çok fazla zaman harcamak zorunda kalacaktık. Sonunda Ayancık'ta akraba ziyaretleriyle birleştirilmiş, iki günlük bir gezi planladık. Fotoğraf mekanımız İstanbul'a göre sıradışı olduğundan bir fotoğrafçı tutmaya kalksak bize göre pahalıya mal olacaktı. Bu yüzden kendi fotoğraflarımızı kendimiz çekmeye karar verdik. Bu şekilde hem eğlence hem de bol anı katmış olacaktık bu fotoğraflara.
Biz sonuçları ve o anları çok sevdik. Gösterdiğimiz ve bizi tanıyan herkes de bize özgü ve güzel buldu fotoğraflarımızı. Tabi sizin gördüğünüz bu halleri için biraz üzerinde oynamam gerekti.
Elbette herkes farklıdır, kimileri şaşaalı şeyleri sever, kimileri daha eğlenceli, hareketli olanları sever. Bizse sade, doğal, doğa içerisinde olanı seviyoruz. Ben özellikle büyük bir 'kendinyap'çı olduğumdan her şeyde elim olsun istiyorum. Fotoğrafa olan ilgim de ortada. Bütün bunları düşünerek, neler yapabileceğimizi ve neler yapamayacağımızı göz önünde bulundurarak yaptık planımızı. Tam bir fotoğrafçı elinden çıkma fotoğraflar olmasa da bizi tatmin eden, doğal fotoğraflarımız oldu.
Bizim gibi çift fotoğraflarını, düğün, nişan, söz, davetiye fotoğraflarını kendisi çekmek isteyenlere, daha ucuza mal etmek isteyenlere bir yol göstermek için ayrıntılı olarak paylaşmak istiyorum.
Planımız şu şekildeydi;
  • Öncelikle çekimlerde giyeceğimiz kıyafetlerimizi düşündük ve ayarladık. Gelinlik giymeyi düşünmediğim ama gelin olduğumu belli edecek bir şeyler giymek istiyordum. Gri penye bir elbise kullanmayı tercih ettim. Ercüment de mavi, lacivert keten gömlek ve krem pantolon kullanarak uyum sağladı.
  • Gideceğimiz yerler için bir güzergah belirledik. Zaman kısıtımız olduğu için uçakla gitmeye karar verdik. Ama orada araca da ihtiyacımız olacaktı. Uçak biletlerimizi almadan önce havaalanında bulunan bir araç kiralama şirketiyle görüştük. Aracı da ayarlayıp uçak biletlerimizi aldık.
  • Kalacak yer olarak önce otel veya öğretmenevi araştırdık. Öğretmenevleri böyle kısa seyahatler için birebir. Ancak daha sonra orada bulunan akrabalar da olduğu için, onlarda kalmamızın daha doğru olacağını düşündük.
  • Fotoğraflarımızı kendimiz çekecektik. Bendeki Canon E550d'yi kullanacaktık. İnternetten uygun fiyata, 103cm bir tripod aldık. Böylece çekimlerimizi süreli ve seri çekim ayarında yaptık. Seri çekim olduğu için her gruptan istersek gifler de hazırlayabileceğiz. Yey!
  • Saçlarım kısa olduğu için sadece çiçek taç veya toka kullanmak istedim. Ama çok rüzgarlı olmasaydı Sinop'ta bir kuaförde kabartıp, dalga yaptırmayı istiyordum.
  • Gitmeden önce birkaç doğal poz araştırması yaptık. Poz, en çok sıkıntı çektiğimiz konu oldu. Çünkü ikimiz de fotoğraf makinesi önünde far görmüş ceylan gibi kalıyoruz. Biraz zorlandık ama sonradan açıldık ve güzel anlar yakaladık.
  • Çiçek demişken, gelin olduğunu belli etmenin en etkili yolu elbette bir bukettir! Buketi buradan oraya götüremeyeceğimiz için (aslında gidermiş de) Sinop merkezdeki Botanik Çiçekçilik'ten sade, bol yeşilli, pembeli bir buket yaptırdık. Orada çalışan arkadaş da bize bu konuda çok yardımcı oldu ve istediğim şekilde bir buket hazırladı benim için. Sonrasında deli gibi esen rüzgara karşı fotoğraflar çektik!
Böylece buradan, bizi çok güzel ağırlayan Necmiye Yenge ve Ergin Abi'ye çok teşekkür ediyorum. Çok güzel iki gün geçirdik.

Düğünümüz sonrasında bir de gelinlik ve damatlıkla, Marmaris'te çekim yapmayı planlıyoruz.
Bu ay sonunda düğünümüz olacak. Kafamda milyonlarca soru ve iş var her gelin adayında olduğu gibi. Yapılacak çok iş olduğu için çok fazla vaktim de yok. Ama çok koşturduğumu da söyleyemem. Sanırım biraz rahatız biz :)
Buralara çok sık uğrayamayabilirim. Ama Instagram'dan paylaşımlarım daha sık olacaktır.
Yine de bekleyen bir iki tarifi yayınlayacağım uygun zamanlarda.
Fotoğraflar hakkında fikirlerinizi görmek isterim. Gıstırlık yapmayın ;) (malını saklayan, kendini ağırdan satan anlamında kullanılır bizim oralarda) Ayrıca kendinizi gıfıra kısmayın :)) (bu da aynı anlamda)
O halde görüşmek üzere!
Sevgiler.
Tasarım:Sawako Kuronuma