9 Temmuz 2015 Perşembe

Marmaris: İncekum Plajı, Dirikum ve Saklıgöl Restorant

Okul hayatım boyunca yaz tatillerini bekleyen bir çocuktum. Yaz gelip, okullar kapanır kapanmaz okula dair her şeyi kafamdan silerdim, Ağustos sonuna kadar tabii :) Ağustos bitmeye yakın beni bir hüzün kaplar, canım sıkılır, okul aklıma geldikçe içim yanardı. Her çocuk da böyleymiş gibi gelir şimdi bana, ve acırım okullu çocuklara :))
E tabi üniversite bitti, tatil kavramı da sona ermiş olmalıydı ama yıllardır hala yaz yaklaşırken, o zamanlardaki gibi sevinçli olurum. Sıcaklar gelsin diye değil sevincim, yaz olmasından, tatili anımsatmasından. Ama ne yazıktır ki, iş hayatında (öğretmenler hariç, hatta onlara da seminer kakalanıyor) yaz boyu tatil diye bir şey yok. Ama ben yine de yazı bu yüzden seviyorum. İzinlerimi bu yüzden yaz mevsimine ayarlıyorum. Hepimiz de öyleyiz herhalde. Yaz, tatil demek çoğumuz için.
Geçenlerde bahsettiğim gibi bu sene de güzel bir tatil yapma fırsatım oldu. Gezdiğim gördüğüm yerleri paylaşasım var çokça. Bakıp bakıp durduğum yüzlerce fotoğrafım var sonuçta :) Ancak bu sene çok erken oldu tatilim. Bu yüzden daha yeni tatile çıkmaya başlayanların fotoğraflarını gördükçe hiç gitmemişim gibi özlüyorum yine :)) Ben de fotoğraflarımla yetineceğim artık napayım :)
Neyse çok uzattım asıl konum bu değildi elbette. Biraz daha fotoğraf ve Marmaris'ten ziyaret edilebilecek, hoş vakit geçirilebilecek bir iki güzel yer daha göstereceğim size. Özellikle aracınızla giderseniz buralara uğrayabilir, eğlenebilirsiniz.
Biz gezimizin 3. gününde denize girip, kumsalda dinlenerek vakit geçirmek istedik. Ama ilk amacımız Ula'daki Sedir Adası'nı görmekti. Kleopatra Plajı'nı da görmeyi istemiştik ve oraya doğru yola çıktık. Ancak biz yine vakitsiz gittiğimiz için tekneleri kaçırmıştık ve gelen olur mu olmaz mı diye epey bocaladıktan sonra, yarın buraya tekrar, daha erken saatte geliriz, bugün yakındaki İncekum plajında vakit geçirelim diyerek uzaklaştık oradan. İncekum'a giriş de ücretli ve İncekum plajında kullanacağınız masalar ve şezlonglar da ücretli. Ama çok fazla göze batmayacak ücretler.
Girişten bir araçla (traktör römorku, çevresinde oturaklar var) plaja götürülüyorsunuz. Ancak burası bizim sandığımız kadar büyük bir plaj değildi ve etrafta çocuklar da vardı. Biz daha sakin bir ortamda denize girmek istediğimizden, bu alanın içinde, traktörle geçerken gördüğümüz minik koya doğru yürümeye karar verdik. Zaten orayı bilen bir çift de direkt orada inmişti traktörden. Biz de onlara katıldık ve gönlümüzce, doyasıya eğlendik.

Bu arada ilk gittiğimiz yer İncekum, burası da Dirikum plajıymış. Herhalde İncekum'a göre daha diri buranın kumları :))
İncekum kısmında masalar var piknik yapabileceğiniz, soyunma kabinleri ve tuvaletler de mevcut ve temiz bir yer. Etrafta tavuklar, horozlar koşturuyor. Masaların üzerlerinde çok hoş çiçekler var. Etraf ormanlık. Yani burada mavi ile yeşilin arasındasınız. Ama dediğim gibi küçük bir yer, sezonda çok kalabalık olabilir.
Burada epey vakit geçirdikten sonra yola çıktık ve yol üzerindeki Saklıgöl'e uğradık. Tabelaları takip edince kolayca bulunuyor ve Marmaris'e de yakın.
Saklıgöl, denize çıkan derelerin -sazlıklarla çevrili kanalların diyeyim, bulunduğu, bir kulüp. Özel bir işletme ve restorantı, dere sonunda plajı, kanoları ve bir çok aktivitenin daha yapılabileceği hoş bir kulüp. Biz bunu bilmeden yemek yemek için girdik. Ama manzaranın güzelliği, gölün dibindeki balıkları, kaplumbağaları seyretmenin keyfiyle epey güzel vakit geçirdik. Karnımız epey acıkmıştı aslında ama ben yine de görünce dayanamadım ve kalamar ile patates kızartması tercih ettim. Yemek sonrasında etrafta ufak bir gezintiye çıktık. Etraftaki karavanlar, atlar, tavus kuşu, derenin güzel manzarası ve sesimize doğru yüzen ördekleri görmek güzel ve dinlendiriciydi.
Fotoğraflar hem telefondan hem makineden. bu yüzden kalite farkları var. Umarım keyif almışsınızdır siz de.
Görüşmek üzere tekrar.
 

30 Haziran 2015 Salı

Sütlü, Cevizli Fincan Kadayıf

Haziran ayına yetiştirmek istediğim sütlü kadayıf tarifinde sıra :)
Uzatmıyorum çünkü sayılı dakikalarım var.

Sütlü, Cevizli Fincan Kadayıf
Malzemeler
500 gr yaş kadayıf
100 gr margarin/ tereyağ
1 çay brd. sıvıyağ
2 su brd. dövülmüş ceviz içi

Şerbet için
3 su brd. süt
2 su brd. su
2,5 su brd. tozşeker

Yapılışı

  • Öncelikle sütü, suyu, tozşekeri karıştırın ve kaynatın. Birkaç dakika kaynadıktan sonra ocaktan alın ve soğumaya bırakın.
  • Margarini/tereyağı eritin, sıvıyağı ekleyin. Kadayıfı ellerinizle çekiştirerek, çok fazla parçalamadan açın. Topak olmuş kısım kalmamalı. Erimiş ve ılımış yağı üzerine döküp ellerinizle iyice havalandırarak karıştırın.
  • Fırın tepsinize yağlı kağıt serin. Kağıdın üzerine fırçayla çok az pekmez sürün (kadayıf pekmez istermiş).
  • Minik bir kaseye (fincana) biraz kadayıf alın ve dibine serin. Ortasına bir kaşık ceviz içi koyun. Üzerine tekrar kadayıf yerleştirip elinizle bastırın. Kaseyi tepsiye ters çevirin. Bütün kadayıfı bu şekilde hazırlayıp tepsiye dizin. 180 derecede önceden ısınmış fırında 40-45 dk üstleri ve altları kızarana dek pişirin.
  • Kadayıfları soğuması için bir kenara alın. Kadayıf soğuk, şerbet ılıkken (neredeyse soğuk) şerbetin 3/4'ünü üzerlerinden kepçeyle dökün. Şerbetini çektikten sonra kalan şerbeti de üzerlerine dökün.
Afiyet olsun. 
Görüşmek üzere.

Marmaris, Kaunos, Dalyan Gezimiz

Yazmayalı çok zaman oldu. Haziran ayını da tek postla geçmek istemediğim için böyle hızlı hızlı yazacağım bu yazıyı.
Haziran başında Marmaris'e tatil yapmaya gittik. Gitmeden önce tüm rezervasyonlarımızı yaptığım için herşey çok kolay oldu. Gezeceğimiz, görmek isteyeceğimiz yerlerin planını gün gün yaptım. 
Biz, otelde vakit geçirmekten çok, çevre ilçeleri, farklı yerleri görmeyi istiyorduk. Arabamız olmadığı için araba kiralamayı tercih ettik, böylece istediğimiz her yere özgürce gidebildik. Önce Denizli'ye gittik ve arabayı oradan kiraladık. Pamukkale ve Hierapolis'i de görmek istediğimiz için, Denizli'ye gidip, Denizli'den dönmek daha mantıklı geldi. 
Denizli havaalanında aracımızı aldıktan sonra, kahvaltımızı yapıp yola çıktık. Oradan başladık buralar güzelmiş demeye. Üç saatlik yolculuğumuz sonunda Marmaris'e yaklaştık ve Karadenizli olan bizleri en mutlu edecek manzarayla heyecanlandık. Her taraf dağ, tepe, çam ormanı. Daha önce Akdeniz ve Ege bölgesinde başka tatil yerlerine de gittiğimiz için burayı da boz dağlarla, kel düzlüklerle çevrili sanmıştık. Marmaris'i bu yoldan görür görmez karşımızdaki manzara, tatilde olmanın verdiği mutluluğumuzu ikiye katladı. 
İlk günümüzü dinlenip, çevreyi dolaşmakla geçirdik. İlk andan itibaren dikkatimizi çeken şey sürücülerin yayalara ve diğer araçlara karşı saygıları ve öncelik tanımaları oldu. Herkesin güler yüzlü olması ve yardımcı olmaya çalışmaları da bizim orayı sevmemizi ve tatil beldelerinin yerlilerinin tatilciyi sevmedikleri konusundaki önyargımızı da kırdı. Kendimizi orada hiç yabancı hissetmedik çünkü, Marmaris adeta küçük İstanbul. Zaten Mc Donalds ve Burger King'i görmek, yabancı bir yerde A101 ve BİM görmek kadar mutluluk vericiydi^^ Ama Starbucks nasıl damlamamış oraya da şaşırmadık değil doğrusu. Ya da biz göremedik..
İkinci gün planladığımız şekilde kahvaltımızı yapıp Kaunos'a doğru yola çıktık. Marmaris'e çok yakın olan bu antik kenti görmeyi çok istemiştik. Yol üzerinde istediğimiz yerlerde durup fotoğraf çekmek, portakal, limon bahçelerini seyrederek yol almak çok keyifliydi. Sık sık gördüğümüz kaktüslere her seferinde şaşkınlıkla baktık, çünkü daha önce hiç canlı canlı yerde biten kaktüs görmemiş insanlardık. Bu yüzden her gördüğümü çektim ama hepsini yayınlamayacağım burada, korkmayın :)
Yol kenarında rastladığımız ilk taze meyve suyu satan amcaya uğrayıp biraz sohbet ettik ve taze sıkılmış, soğuk nar ve portakal sularımızı içtik. Amcanın meyve sularının kalitesi buz kullanmaması ve bardakları buzdolabında saklamasıymış. Bu tüyoyu da ondan aldıktan sonra, onun iyi dilekleriyle yolumuza devam ettik.
Çok ilerlemeden bu manzarayı fotoğraflamak için tekrar durduk. Berrak suyun içindeki balıkları görebilmek de harikaydı. Ancak heyecandan olsa gerek, burada gözlüğümü üstüne oturarak kırdım :(
Sonunda Kaunos'a vardık. Daha önce öğrendiğimiz kadarıyla buradaki müzeden Müze Kart da çıkarabilirdik. Buraya ve gitmek istediğimiz diğer ören yerleri ve antik kentler için bu kartı almak iyi olacaktı çünkü buralara giriş ücretli. Müze kartlarımızı (İş Bankası Maximum Kart da müzelere giriş için kullanılabiliyor. Bir aylık bir süre içerisinde ücretsiz girilebiliyor) çıkarıp giriş yaptık ve bu kentin yollarına adım attık.
Kaunos'a gelmek için iki yol var. Eğer Dalyan tarafından geliniyorsa (ki en çok kullanılan yol buymuş anladığımız kadarıyla, internette ve sorduğunuzda herkes bu şekilde tarif ediyor, ancak bizim yolumuz da Marmaris tarafından gelenler için çok daha iyiymiş, Kaunos için) sandal ile karşı kıyıya geçip önce Kaya Mezarları görüp sonra Kaunos için yukarı doğru tırmanmanız gerekiyor. Sonra tekrar Dalyan'a doğru aşağı inmeniz gerekiyor.
Eğer Marmaris tarafından sadece Kaunos'u ve Kaya Mezarları görmek için geliyorsanız Kaunos'a kadar aracınızla gelebilirsiniz. Aşağıya kadar inip Kaya Mezarları'nı da gördükten sonra bizim gibi Dalyan'a geçebilir, orayı da gezebilirsiniz. Ancak burada caretta carettaların bulunduğu İztuzu kumsalına gitmeyi de istiyorsanız aracınız karşıda kaldı. Saat uygunsa tekne turları ile veya sahilden kalkan minibüslerle de gidebilirsiniz. Biz geç saate kaldığımız için tekne turları için müşteri yoktu ve minibüsle gitmek için de geç olmuştu. Orayı pas geçmek zorunda kaldık.
İşte Kaunos. Buradaki kibar görevlilerden kartlarımızı ve bilgileri aldık, içeri girdik. Manzara zaten harika. Her yerde bitmiş olan yıllanmış zeytin ağaçları buraya ayrı bir hava katıyor. Antik tiyatroyu, kiliseyi, hamamı görmek, oranın kokusunu duymak insanda tarif edilemez hisler uyandırıyor.

Bu anneler ve yavruları da Kaunos'un ayrı güzelliği oldu bizim için :)
Aşağıya araçla indik ve bu güzelliği seyrettik. Ancak yukarı çıkış açık değildi, o yüzden biraz hayal kırıklığına uğradık.
 Bahçelerde gördüğümüz kaktüsler tekrar..
Ancak hayal kırıklığımızı bu manzara ile çabuk unuttuk. Burada Köyceğiz'den Dalyan'a geçmek için kanal üzerinde sandallar var. Bu sandalları teyzeler kullanıyor, daha çok aile işi gibi de. Gidiş geliş için küçük bir miktar ödüyorsunuz. Sandal keyfi yapıyorsunuz :) Ben çok tırsarım böyle şeylerden düşmekten, o yüzden çok heyecanlandım ve korktum ama çok da sevdim :)
 Dalyan'dan Kaya Mezarların görünüşü..
 Dalyan'da bir restoran..
Biz dolandık, dolandık, sonunda Çin yemeğinde karar kıldık. Esnaf burada da çok ilgili. Yabancı turist görmekten bunalmışlar artık, Türk olduğunuzu anladıklarında çok ilgileniyorlar.
Tekne ile kanalda yolculuk edip İztuzu plajına gitmeyi çok istemiştik ama geç kalmıştık ve gidip dönmemiz bir olacaktı. Ayrıca müşteri de olmadığından tekneler kalkmıyordu. Gidiş geliş 100 TL verip özel tekne ayarlayabileceklerini söylediler ancak biz çok kısa bir süre için o kadar para harcamak istemedik. Artık başka bir gezimize, İnşallah Fethiye'ye geldiğimizde görürüz burayı da diyerek ayrıldık buradan ve Marmaris'e döndük.
Kalanı başka bir güne artık :) Bu tembellikle bütün yıla yayarsam bu geziyi şaşırmayın :))
Görüşmek üzere..

Tasarım:Sawako Kuronuma