Sinop etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sinop etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2017 Cuma

Kuru Yufka İle Balkabaklı Börek

Tam baharlık bir tarif ile geldim. Gerçi biz bunu yazın yapmıştık. Sonuçta dondurucunuzda varsa yılın her gününde yapabileceğiniz bir tarif. Balkabağı ile daha önce bir çok tarif denedim ve her birini de çok beğenirim. Ama bu börek de favorilerime eklendi kesinlikle. Daha önce duymuştum yapıldığını ancak hiç denemeyi düşünmemiştim. Yazın kayınvalidem dondurucuyu boşaltırken koca bir paket rendelenmiş kabak buldu ve kalabalık olacağımız bir akşam için, börek yapalım dedi. Daha önce hiç yapmadığımdan benim için de iyi bir fırsattı. Benim dolabımda da ablamın kayınvalidesinin yaptığı kuru yufkalar ve Ercüment'in kayınvalidesinin* :))) gönderdiği cevizler vardı. Böylece üç kayınvalidenin güçlerini birleştirdim ve harika bir börek yaptım :)
 
Kuru Yufka İle Balkabaklı Börek
Malzemeler
6 adet kuru yufka
4 su brd. rendelenmiş balkabağı
4 yemek kaşığı tozşeker
2 su brd. iri dövülmüş ceviz
Sosu için
2 yemek kaşığı sulu yoğurt
1/2 su brd. sıvıyağ
1/2 su brd. süt
Üzeri için
1 yumurta sarısı
1 yemek kaşığı sulu yoğurt

Yapılışı
  • Rendelenmiş balkabağına tozşeker ve cevizi ilave edip karıştırıyoruz. 
  • Yoğurt, yağ ve sütü karıştırıp bir kenara alıyoruz. 
  • Fırını 180 derecede alt- üst pişirmeye ayarlayın.
  • Kare şeklindeki kuru yufkaları teker teker akan su altında iyice ıslatıyoruz ve kuru bir bez üzerine, yan yana koyuyoruz, üzerlerine bir bez kapatıp 10 dk bekliyoruz.
  • Tepsiye yağlı kağıt serip, yufkalardan birinin katlarını dikkatlice açarak tepsiye yerleştiriyoruz. Sütlü karışımdan sürüyoruz ve bir kat daha yufka seriyoruz. Kabak harcının yarısını üzerine koyup düzenliyoruz. 
  • Tekrar yufka seriyoruz ve sütlü karışımdan sürüyoruz. Üzerine bir yufka daha koyup kalan balkabağı harcını yayıyoruz. 
  • Son yufkaları da aynı şekilde üst üste koyuyoruz. 1 kaşık sulu yoğurt ile yumurta sarısı karıştırıp böreğin üstüne sürüyoruz. Isınmış fırında üzeri güzelce kızarana dek pişiriyoruz. 
Afiyet olsun!

31 Mayıs 2017 Çarşamba

Sinop Hamsilos, Akliman

Geçen seneki hızlı gezimizde Hamsilos'u da görmek istemiştik ancak, tam olarak neresi olduğunu anlayamamıştık. Biz de yakınlarındaki Akliman'a gitmiş ve hayran kalınca fotoğraflarımızı orada çekmiştik. Bu sefer Hamsilos'u bulmak zor olmadı. Burası ve Akliman Karadeniz'deki doğal limanlardanmış ve İskandinav fiyordlarına* (Fiyort, denizin buzul vadilerini basması sonucunda oluşan ve çoğunlukla iç kesimlere kadar sokulan; ince, uzun, genellikçe çok derin ve kenarları çok dik körfez. Fiyortlar; genellikle Norveç, Grönland, Alaska gibi kuzey ülkelerinde görülen ilginç bir kıyı tipidir.) benzerliğinden ötürü Hamsilos Koyu çoğu kaynakta fiyort olarak geçiyormuş. Ancak Hamsilos görünüş itibariyle fiyorta benzese de aslında, Deveci Deresi Vadisi'nin daha derin kazılmış kesimlerinin denizin yükselmesi sonucunda boğularak limana dönüşmesiyle oluşan bir yer şekliymiş. Bu bilgiler koyun girişindeki tabeladan. Yani Hamsilos'un bir balık çeşidi değil de yer şekli olduğunu öğrenelim diye yazıyorum^^
Hamsilos'tan çıkıp, yol üzerinde geride bıraktığımız Akliman'a dönüyoruz ve ufak çaplı pikniğimiz için 12 TL ödedikten sonra alana giriyoruz. Burada piknik masaları, henüz yapım aşamasında olan WC ve hemen girişte bir işletme var, sezonda cafeye veya restorana dönüşüyor olabilir.
Gezimizin Sinop ayağı bu kadar. Sinop'tan kahvaltıdan sonra çıkıp, Kastamonu üzerinden Pınarbaşı için yola çıktık..
Gerisi bir dahaki sefere :)
Görüşmek üzere.

28 Mayıs 2017 Pazar

Sinop Erfelek Tatlıca Şelaleleri

Sinop'ta en sevdiğim yerlerden biri olan tatlıca şelaleleri kesinlikle görülmeye değer. Güzel bir doğa yürüyüşü için çok uygun bir yer. Büyüklü küçüklü, toplamda 32 şelale varmış burada ancak biz sadece 15 tanesini gördük. Şimdilik 17 tanesine kadar da ahşap yürüyüş yolu yapılmış ki bu çok gerekliymiş onu da gördük. Yollar genellikle nemli ve kaygan olduğu için yürüyüş yolu büyük rahatlık. Zaten onun dışında patika bir yol da yok. Çünkü sık bir ormanın içerisinde şelaleler.
Ayancık-Erfelek arasındaki bir yoldan sağladık ulaşımımızı. Tepeler ve yeşiller içerisinde yol aldıktan sonra baraj gölünü gördük. Dışarı çıkıp biraz nefes aldık ve seyrettik manzarayı. Tepeden manzarası harika olan bu göl kıyısında dönüşte çay içtik, keyif yaptık.
Bunlar yolda topladığım dağ gülleri. Hem sarı, hem de eflatun renklilerine rastladık. Karadeniz bölgesinde yetişen bir tür olan bu çiçeğin özünden elde edilen ve deli bal denen ekstraktın birçok faydası varmış. Ancak fazla tüketilmesi ölümle bile sonuçlanabiliyormuş. Ben kitabımın arasında kurutmak için birer tane aldım.
Şelalelerin başladığı alana geldiğinizde sizi bir dere karşılayacak. Hemen kenarına aracınızı parkedebilirsiniz ve köprüden geçip alana girebilirsiniz. Geçen sene fotoğraf çekimimiz için geldiğimizde (Nisan sonu) burada birkaç kişi dışında kimse yoktu ve giriş için ücret vermemiştik. Ancak bu gelişimizde (Mayıs ortası) araç için 10,50 TL alındı. Girişte WC bulunuyor. İlk şelalenin karşısına kurulu piknik masaları da var. İsteyen burada piknik yapabiliyor, hatta mangal için ocaklar yapılmış. Yani buraya bir gününüzü ayırıp önce güzel bir yürüyüş, ardından da iyice acıkmışken pikniğinizi yaparak, temiz havada, harika vakit geçirebilirsiniz.
İlk şelale bizim gördüklerimiz arasında en büyüğüydü. Köprüden geçtikten sonra küçük değirmenin içine girebilir, fotoğraf çekebilirsiniz. Hemen yanından başlayan parkur, bol inişli çıkışlı, ağaçlar arasında, bol çiçekli, kuş ve su sesleri eşliğinde yürüyeceğiniz, görseli harika bir yol. Ancak yağışlı sezonda gidiyorsanız mutlaka dikkatlice yürüyün. Bazı yerler ahşap bile olsa kayabiliyor ve tehlikeli olabilir.
 Gördüğüm her çiçeğin fotoğrafını çekmezsem olmaz :)
 Bu kulübenin ahşap bir terası var ve birkaç piknik masası konmuş. Sanırım sezonda çay-kahve servisi yapılan bir kafeye dönüşüyor.
Dönüş yolunda baraj gölünün kenarında durup dinlendik. Çaylarımızı içip açlığımızı yatıştırdık. Çünkü önümüzde Sinop mantısı bekliyordu bizi^^

Sinop, gezip görülecek yeri çok olan bir ilimiz. Yeni kütüğüm burada olduğu için mutluyum. Yeşil Kastamonu'dan sonra yine yeşil olan bir il olması güzel :)))
Daha gezmediğimiz çok yeri var Sinop'un. Henüz doğu ilçelerine gitmedik mesela. Ancak yakında Hamsilos ve Akliman yazımla burada olacağım.
Birlikte gezmek isteyenleri beklerim :)
Görüşmek üzere!
Hayırlı Ramazanlar.

10 Mayıs 2016 Salı

Çift Fotoğraflarımız

Sinop'a gitmemizin asıl sebebinden bahsetmiştim biraz geçen yazımda.
Evlenmeden önce çekilmiş çift fotoğraflarımız olsun istiyorduk. Ama bunu da her yerde gördüğümüz şekilde basmakalıp değil, bize özgü, doğa içerisinde yapmak istiyorduk. Küçük Çamlıca bizim çok sevdiğimiz bir yerdir ama bu fotoğrafları orada çekmek istemedik. Hem çok kalabalık oluyor her daim, hem de çok klişeleştiğini düşünüyoruz. Daha yeşil, mavisi olan, rahat davranabileceğimiz kadar sakin olan bir yerler istiyorduk.
Ercüment bana Ayancık'tan ve buradaki doğal güzelliklerden bahsedip, üstüne bir de Akgöl'ün bir fotoğrafını gösterince tamam dedim. Artık bulmuştuk o yeri ve mutluyduk. Zaman yaklaştıkça çevre güzellikleri de araştırdım ve şelalelerden haberim oldu. Artık hedefimiz belliydi ve plan yapmaya başlamıştık bile.
Kafamızda tüm planı oturttuğumuzda uçak biletlerine bakmaya, kalacak yer düşünmeye başladık. Kastamonu-Sinop güzergahı düşündük ilk önce. Her ikimizin de memleketleri olsun dedik. Hatta araya karlar içinde Ilgaz'ı da eklemek istedik ama her şey uymuyordu birbirine. Çünkü planımız kısa süreliydi ve git-gel yaparak çok fazla zaman harcamak zorunda kalacaktık. Sonunda Ayancık'ta akraba ziyaretleriyle birleştirilmiş, iki günlük bir gezi planladık. Fotoğraf mekanımız İstanbul'a göre sıradışı olduğundan bir fotoğrafçı tutmaya kalksak bize göre pahalıya mal olacaktı. Bu yüzden kendi fotoğraflarımızı kendimiz çekmeye karar verdik. Bu şekilde hem eğlence hem de bol anı katmış olacaktık bu fotoğraflara.
Biz sonuçları ve o anları çok sevdik. Gösterdiğimiz ve bizi tanıyan herkes de bize özgü ve güzel buldu fotoğraflarımızı. Tabi sizin gördüğünüz bu halleri için biraz üzerinde oynamam gerekti.
Elbette herkes farklıdır, kimileri şaşaalı şeyleri sever, kimileri daha eğlenceli, hareketli olanları sever. Bizse sade, doğal, doğa içerisinde olanı seviyoruz. Ben özellikle büyük bir 'kendinyap'çı olduğumdan her şeyde elim olsun istiyorum. Fotoğrafa olan ilgim de ortada. Bütün bunları düşünerek, neler yapabileceğimizi ve neler yapamayacağımızı göz önünde bulundurarak yaptık planımızı. Tam bir fotoğrafçı elinden çıkma fotoğraflar olmasa da bizi tatmin eden, doğal fotoğraflarımız oldu.
Bizim gibi çift fotoğraflarını, düğün, nişan, söz, davetiye fotoğraflarını kendisi çekmek isteyenlere, daha ucuza mal etmek isteyenlere bir yol göstermek için ayrıntılı olarak paylaşmak istiyorum.
Planımız şu şekildeydi;
  • Öncelikle çekimlerde giyeceğimiz kıyafetlerimizi düşündük ve ayarladık. Gelinlik giymeyi düşünmediğim ama gelin olduğumu belli edecek bir şeyler giymek istiyordum. Gri penye bir elbise kullanmayı tercih ettim. Ercüment de mavi, lacivert keten gömlek ve krem pantolon kullanarak uyum sağladı.
  • Gideceğimiz yerler için bir güzergah belirledik. Zaman kısıtımız olduğu için uçakla gitmeye karar verdik. Ama orada araca da ihtiyacımız olacaktı. Uçak biletlerimizi almadan önce havaalanında bulunan bir araç kiralama şirketiyle görüştük. Aracı da ayarlayıp uçak biletlerimizi aldık.
  • Kalacak yer olarak önce otel veya öğretmenevi araştırdık. Öğretmenevleri böyle kısa seyahatler için birebir. Ancak daha sonra orada bulunan akrabalar da olduğu için, onlarda kalmamızın daha doğru olacağını düşündük.
  • Fotoğraflarımızı kendimiz çekecektik. Bendeki Canon E550d'yi kullanacaktık. İnternetten uygun fiyata, 103cm bir tripod aldık. Böylece çekimlerimizi süreli ve seri çekim ayarında yaptık. Seri çekim olduğu için her gruptan istersek gifler de hazırlayabileceğiz. Yey!
  • Saçlarım kısa olduğu için sadece çiçek taç veya toka kullanmak istedim. Ama çok rüzgarlı olmasaydı Sinop'ta bir kuaförde kabartıp, dalga yaptırmayı istiyordum.
  • Gitmeden önce birkaç doğal poz araştırması yaptık. Poz, en çok sıkıntı çektiğimiz konu oldu. Çünkü ikimiz de fotoğraf makinesi önünde far görmüş ceylan gibi kalıyoruz. Biraz zorlandık ama sonradan açıldık ve güzel anlar yakaladık.
  • Çiçek demişken, gelin olduğunu belli etmenin en etkili yolu elbette bir bukettir! Buketi buradan oraya götüremeyeceğimiz için (aslında gidermiş de) Sinop merkezdeki Botanik Çiçekçilik'ten sade, bol yeşilli, pembeli bir buket yaptırdık. Orada çalışan arkadaş da bize bu konuda çok yardımcı oldu ve istediğim şekilde bir buket hazırladı benim için. Sonrasında deli gibi esen rüzgara karşı fotoğraflar çektik!
Böylece buradan, bizi çok güzel ağırlayan Necmiye Yenge ve Ergin Abi'ye çok teşekkür ediyorum. Çok güzel iki gün geçirdik.

Düğünümüz sonrasında bir de gelinlik ve damatlıkla, Marmaris'te çekim yapmayı planlıyoruz.
Bu ay sonunda düğünümüz olacak. Kafamda milyonlarca soru ve iş var her gelin adayında olduğu gibi. Yapılacak çok iş olduğu için çok fazla vaktim de yok. Ama çok koşturduğumu da söyleyemem. Sanırım biraz rahatız biz :)
Buralara çok sık uğrayamayabilirim. Ama Instagram'dan paylaşımlarım daha sık olacaktır.
Yine de bekleyen bir iki tarifi yayınlayacağım uygun zamanlarda.
Fotoğraflar hakkında fikirlerinizi görmek isterim. Gıstırlık yapmayın ;) (malını saklayan, kendini ağırdan satan anlamında kullanılır bizim oralarda) Ayrıca kendinizi gıfıra kısmayın :)) (bu da aynı anlamda)
O halde görüşmek üzere!
Sevgiler.
Tasarım:Sawako Kuronuma