..
Bol bol geziyorum. Yeğenleri gezdiriyorum bahanesiyle evde oturduğum yok desem yeridir :)
Ada'yı Şile'ye götürmüştük. Bu fotoğraflar o günden. Deniz dalgalıydı ama çok keyif aldık.
Dondurulmuş uskumruları bol limon, yeşil soğan, karabiber ve adaçayı yaprakları ile folyolayıp fırında pişirdim. Çok lezzetliydiler.
Yine yeğenlerimle birlikte Taco gecesi yaptık :) Bol bol yediğimiz halde daha olsa yerdik herhalde. Acılı acılı nefisti.
Bu meyve salatasını We Got Married isimli bir Kore programında ünlülerden biri yapmıştı. O zamandan beri merak edip duruyordum. Hazır Ada da buradayken yapayım demiştim. Orijinali Filipinlerde çok sık yapılan bir meyve salatasıymış. Yoğunlaştırılmış süt, krema ve karpuz suyu ile yapılıyor. Jöle parçacıkları da ekleniyor. Hong Jin Young gazoz da eklediği için ben de ekledim. Ama gazoz tadını biraz değiştirdiği için bir daha yaparsam sadece yoğunlaştırılmış süt katarak yapacağım.
Mısırlar henüz sütken bol bol alıp pişirdim. Tatlı tatlı mısırları azıcık haşlayıp ocakta közleyerek, köz mısır zevkini de kaçırmadım :)
Burger @ 'i henüz deneme şansınız oldu mu bilmiyorum ama biz Çamlıca'daki restoranından oldukça memnunuz. Ada ve ablam da çok beğendiler. Köftesi de hamburger de oldukça lezzetli ve hem göz, hem karın doyurucu cinsten menüler. Açıkçası ben hamburgerinden ziyade ev yapımı acı sosları için gidiyorum oraya. "Aşk acısı" dedikleri bu sos çok lezzetli. Ben sırrını çözdüm sosun ama söylemeyeceğim tabii ki^^
Bu da Ada'ya hazırladığım Amerikan usulü kahvaltı :) Pancakeler bu güne kadar yaptıklarım arasında en yumuşak ve en lezzetli olanlarıydı. Belki de ben çok acıkmıştım ondan öyle geldi ama yemeye doyamadım^^

Şimdik, bu sular benim Instagram'da çokça paylaştığım üç malzemeli sularım. Üç ya da beş farketmiyor elbette. Bazen sadece limonla içiyorum. Soru işaretleri çokça oluyor tabii bu meyveleri suya koyacağımıza yesek olmaz mı gibisinden. Olur tabii, suyu ayrı iç, meyveyi ayrı ye daha güzel tabii. Normalde bunlar detox için yapılan sular. Detox yapan insanlar o günlerde bu sulardan içiyorlarmış. Ama benim bu suları kullanım amacım bu değil. Bir-iki sene öncesine kadar günde 1 veya 2 bardak suyu belki içerdim, belki içmezdim. Bazen su içmeden bitirdiğim günler de olurdu. Ama sağlık sorunlarım nedeniyle su benim için en büyük ilaçlardan biriymiş. Doktorlardan ve diyetlerden anladığım kadarıyla su herşeyin başıymış, bunu öğrendim. Lakin ben su içebilen bir insan değilim. Sağlığım için diyerek zorlasam bile 3 bardağı anca içebiliyorum. Çok içtikçe de midemi bulandırıyor. Ben de önceleri yağ da yakıyormuş diyerek sabah sularıma limon dilimleri attım, limon sıktım. Sonra işi büyütüp detox sularını inceledim ve bu sulara geçiş yaptım. Bu şekilde elimin daha sık suya gittiğini farkettim. Çünkü herhangi başka bir içecek gibi içebiliyordum. Sırf su olmadığı için midem de bulanmıyordu. Nane yaprakları, maydanoz yaprakları, salatalıklar, şeftaliler, ekşi elmalar, erikler, tarçın çubukları, karanfiller, limon elbette ki.. Bütün bunları zamanla deneyerek, internette araştırarak ve damak tadıma uyanları seçip günlük rutinime ekledim. Birkaç aydır her sabah işe gelir gelmez şişemi meyveler, otlar ve suyla doldurup buzdolabına atıyorum. Gün içerisinde üzerine su eklemeleri yaparak, günde 5 ya da 6 büyük bardak su içiyorum. Neredeyse 2 litreye yakın. Tabi burada en önemli şey meyveler ve limonun çok iyi yıkanmış olması. Ben iyice ovalayarak yıkayıp sirkeli suda bekletiyorum. Sonra da kabuklarıyla birlikte kullanıyorum. Limonun hem yağını hem de suyunu almış alıyor vücudum. Tabi limonda çok fazla şeker olduğunu da unutmamak gerek. Dikkatli ve bilinçli bir şekilde kullanılmalı bu tür otlar, meyveler, sebzeler.. Ve farkettim ki bir iki aydır öğleden sonraki tatlı krizim de yok. Canım tatlı istemiyor gün içinde. Çünkü limondaki şeker ve sürekli bir şeyler içme durumu tatlı isteğimi engelliyor. Neyse çok yazdım :) Aslında bu ayrı bir yazı olurdu ya, neyse.




Bunlar da çizimlerim. İşyerinde boş vakitlerimde böyle şeylerle uğraşmak hoşuma gidiyor. Instagram'da daha da fazlası mevcut :) O gün ne giydiğimi veya o günkü ruh halimi çizmek de hoşuma gidiyor. O yüzden bunlara benim selfielerim diyorum :))
Bu da kağıt bebeklerimden Çilek. Gördüğünüz gibi işyerindeki ataç kutumuz benim kızlarımın giysi dolabı oldu :) Mali müşavirimiz gelip de ataç aradığında bir sürü elbisenin altından ataç bulmak zorunda kalıyor^^
Bu da yaramaz bi oğlan. Belli tipinden di mi yaramaz olduğu :))
Bu aralar evde, dışarıda, her yerde soğuk içecekler, yiyecekler tercihim. Evde muz, dondurma, süt ve buzlarla hazırladığım içecekler de favorim oldu. Neredeyse her akşam yapıyorum.
Bunlar benim evcil hayvanlarım. İşyerinde besliyorum onları. Baykuşum yeni geldi. Bugün hatta :)
Origami de işyerinde vakit buldukça yaptığım aktivitelerden. Seviyorum yapıp yapıp boyamayı :) Boş durmak iyi gelmiyor bana. O yüzden elimde hep birşeyler oluyor.
İşte böyleyim ben bu aralar.
İyi hafta sonları dilerim hepinize.
Sevgiler..