25 Haziran 2013 Salı

Nişastalı Kurabiye / Mar Adentro - İçimdeki Deniz

İki gündür kıvranıyorum bu tarifi vermek için. Sürekli yazıp yazıp siliyorum. Hiç keyfim olmadığı gibi keyif kaçırmak da istiyorum sanki bu aralar. Bu yazı için Tosya'daki bağdan, babamla küçükken yaptığımız kahvaltı öncesi keyiflerden bile bahsettim ama dediğim gibi yazıp yazıp sildim hep içime sinmediği için. Sonunda son günlerdeki ruh halimden bahsedeyim dedim.
Toplumsal olarak zor günler geçirdiğimiz şu günlerin bendeki etkisi sanırım ağır bir kaygı hali ve depresyon oldu. Zaten son yıllarda paranoyaklaşmış, herşeyden herkesten şüphelenir olmuştum, şimdi bu halim daha da ileriye gidip insanlardan nefret etmeye kadar götürdü işi. Haberlere tahammül edemediğim gibi, bazı şahısların ne sesini duymaya, ne yüzünü görmeye tahammülüm kaldı. Onlara maruz kaldığımda agresifleşip, sinirlendiğimi, ruh halimin değiştiğini, birkaç gün kendime gelemeyip, neşelenemediğimi fark ettim.
Bende her zaman insan sevgisi ve başkalarına karşı saygı ön planda olmuşken, şimdi her insanı sevemediğimi, hatta onlara karşı saygımın azaldığını farketmeye başladım. Sanırım artık içimde temiz hisler barındırmamaya başladım ki bunun sorumlusu olarak kendimi göremiyorum maalesef. Ve tahmin ediyorum ki bu olanlar tek benim başıma gelmiyordur. Dışarıda benim gibi hisseden binlerce insan olduğundan eminim neredeyse.
Başlıkta aslında bir filmin ismi var. Beğenerek izlediğim ve bende etki eden bir filmdi. Onu kullanmak istedim nedense.
Bu halimin çabucak geçmesini diliyorum ve bu tatsız konuyu artık kesip biraz da güzelliklerden bahsetmek istiyorum.
Geçen haftalarda yeğenimin sünnet düğünü için cümbür cemaat ailece Manyas'a gittik. Annem ve babam gelecek diye yapmıştım bu kurabiyeleri. Babam sabah erken kalkıp, kahvaltı hazır olana kadar çay ve bisküvi/ kurabiye tarzı şeyler yemeyi sever. O yüzden biz de o gelmeden böyle şeyleri hazır ederiz mutfaktaki masada.


Manyas'a geri döneyim, tüm aile tekrar toplanmış olmak güzel bir şey ama hiç yalan söyleyemeyeceğim bir o kadar da yorucu geçti. Hele benim gibi gürültüye katlanamayan bir insan için, o kadar çok çocukla bir eve sıkışıp kalmak çıldırtıcı idi. Ama neyse ki böyle günler kısa sürüyor (hala yukarıda bahsettiğim gibi agresif ve sinirli olduğum belli oluyordur sanırım şu olaydan bahsediş tarzımdan bile, fakat düzeltmeyeceğim). Ama güzel bir haftasonuydu diyebilirim tabii ki :)


 
Nişastalı Kurabiye
Malzemeler
1 su brd. nişasta
1 yumurta
125 gr margarin/ tereyağı
1 su brd. pudra şekeri
Aldığı kadar un (azar azar ekleyin)
1 çay kaşığı kabartma tozu
 
Yapılışı
  • Yumurtayı ve ince dilimler halinde kesilmiş ve yumuşamış margarini/ tereyağı mikserle iyice çırpın.
  • Pudra şekeri, nişasta ve 1 çay brd. un ve kabartma tozunu karıştırıp  yumurtalı karışıma ekleyin.
  • Tahta bir kaşıkla karıştıra karıştıra birleştirin hamuru. (Cıvık hamura dokunmaktan nefret  ederim o yüzden ben bu yöntemi kullanıyorum)
  • Un ilaveleri yapa yapa ellerinizle yoğurarak yumuşacık ve ele yapışmayan bir hamur elde edin.
  • Hamurdan minik parçalar koparıp yuvarlayın ve yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizin.
  • Önceden ısıtılmış 180 derecedeki fırında 10-12 dk (altları hafif pembeleşmeyene başlayana dek) pişirin.
 
Afiyet olsun.
 
Sevgiler.
 
 
  


21 Haziran 2013 Cuma

Bloglardan Denemeler /Ekşi Soslu Bulgur Köftesi

Yemek bloglarında gezinirken bazen öyle fotoğraflara rastlarım ki, gördüğüm andan itibaren bilirim o yemeği deneyeceğimi. Zihnimde yer eder o görüntü. Bazen akşamına, bazen çok daha sonraki günlerde denerim. Lezzetinden memnun kaldıysam başkalarına da tattırmak için sabırsızlanırım.
İşte öyle bir yemek var bugün sırada. Fotoğrafını yemekbiraşk'ta yani şu sayfada gördüğümden beri aklımdan çıkaramıyordum. Nasıl bir tada sahip olacağını az çok tahmin ettiğimden (kuzenim ve Malatyalı enişte sağolsun, bulgurlu yiyeceklerle onlar sayesinde tanıştım :)) bir akşam blog listemde fotoğrafı tekrar görüp, kendimi eve zor atmamla birlikte o lezzete erişmiş oldum :) İş dönüşü olduğundan ve çok fazla minik toplar yapamayacağımdan ötürü, kendime göre malzemeleri azaltıp yaptım yemeği. 2 akşam üst üste yapıp yememden de anladığım kadarıyla çok sevmişim bu minik köfteleri :)
Aslında o günlerde biraz da tok tutsun, bulgur iyidir candır diyerek saldırmıştım. Ama şu günlerde canım tekrar istiyor ve ailecek yenecek bir akşam yemeğine tekrar yapılacak diye not ettim bile!
İşte, ilk denemem olan, işten dönünce yarım saat içerisinde hazırlayıp pişirdiğim, hatta yuttuğum minik bulgur köfteleri..


Ekşi Soslu Bulgur Köftesi
Malzemeler
1,5 su bardağı köftelik bulgur
1/2 su bardağı irmik
1 yemek kaşığı un, tepeleme
1 küçük yumurta
1 kuru soğan, rendelenmiş
1-2 su brd. kaynar su
Tuz

Sosu için;
2 adet domates, rendelenmiş
1 tatlı kaşığı biber salçası
1 tatlı kaşığı domates salçası
1 yemek kaşığı nar ekşisi
Karabiber, pulbiber
Maydanoz

Yapılışı
  • Bulguru ve irmiği geniş bir kaba alıp karıştırın ve üzerine 1-2 su brd. kaynar su ekleyin. (Bulgur suyu hemen çekecek ve şişecektir, fazlasını koymamaya dikkat edin)
  • 5-10 dk bu karışımı karıştırarak ılımasını sağlayın. Üzerine soğanı rendeleyin, yumurtayı kırın, unu ve tuzu ekleyip güzelce karıştırın. Ellerinizle hafifçe yoğurun.
  • Hamurdan misket büyüklüğünde parçalar koparıp minik toplar yapın ve  bunları unlanmış bir tepsiye dizin.
  • Geniş bir tencerede su kaynatın. Minik topları bu suda haşlayın. Piştiklerinde yüzeye çıkacaklardır.
  • Bir tavada salçaları karıştırın ve (marketten alınmaysa çok az yağla kavurun) domates rendesini ve nar ekşisini ekleyin üzerine. Karıştıra karıştıra pişirin. Baharatlarını ekleyip ocaktan alın.
  • Köftelerin suyunu süzüp ocaktan alın. Üzerine sosu ekleyip güzelce karıştırın.
  • Servis tabağına aldığınız köftelerin üzerine ince doğranmış maydanoz serpip servis edebilirsiniz.
Afiyet olsun!

14 Haziran 2013 Cuma

Fırında Çıtır Tavuklar

Merhabalar,
Bir süredir fotoğraf düzenleyip tarif yazmak epey zor geliyordu bana. Kullandığım bir ilaçtan dolayı yemek fikrini aklıma getirdiğimde dahi midem alt üst oluyordu. Neyse ki şimdilerde ilaçları gece almayı akıl edebildim de gündüz az da olsa rahat edebiliyorum.
İnsanın yıllardır kullandığı ilaçların hiç yan etki göstermemesi gibi, birkaç ayda bir değişen, bir süre birini, bir süre diğerini ortaya çıkaracak yan etkileri de olabiliyormuş bunu gördüm ben. Şu sıralar hem kurt gibi acıkıyorum hem de yemeğe, özellikle etlere tahammül edemiyorum. Son tahlillerimde kan şekerimin de yüksek çıkmasından dolayı frenlemeye çalıştığımdan mıdır nedir, kendimi sürekli aç ve bitkin hissettiğim zamanlar da oluyor. Neyse ki şuan açım ve bu tarifi yazabiliyorum :)
Bir süre önce takip etmeye başladığım bir blog olan g2food' da bu tarifi gördüğümde kesinlikle deneyeceğimden emindim. Açık söylemek gerekirse o tarifi görene dek bu kadar basit bir işlem olacağını düşünmemiştim. Hem basit hem de nefis bir lezzet işte aşağıda :)





Bu sosla beraber çok daha güzel oldular.

Fırında Çıtır Tavuklar
Malzemeler
12 adet tavuk baget
2 yumurta
1,5 su brd. un
2 su brd. kadar çıtır karışım (mısır gevreği, 1 paket çıtır pane harcı, baharatlı kraker karışımı gibi)
Tuz
Karabiber
Pulbiber
Sarımsak tozu
Biberiye ve kekik kuruları

Beyaz sos için
3 yemek kaşığı yoğurt
Mayonez (miktarı isteğinize göre)
1 tatlı kaşığı dolusu acı hardal
Kuru nane ve kuru maydanoz
Tuz

Yapılışı
  • Bagetleri eğer vaktiniz varsa 1-2 saat kadar maden suyunda bekletin, benim gibi vaktiniz yoksa yıkayıp kurulayın ve varsa derilerinin tüylerini ocakta hafifçe üteleyin. Bagetlere hafif tuz serpip ellerinizle karıştırın.
  • Fırını 180 dereceye ayarlayıp ısınmaya bırakın.
  • Çıtır karışım için malzemeleri blenderda irili ufaklı parçalar olacak şekilde kırın veya benim gibi bir poşete doldurup üzerine sert bir cisim vurarak da ufalayabilirsiniz. Bu karışıma baharatları da ekleyip güzelce karıştırın.
  • Çukur kaplarda yumurta, un ve çıtır karışımlarını ayrı ayrı hazırlayın.
  • Bagetleri önce una, sonra yumurtaya, sonra da çıtır karışıma bulayıp fırının ızgara teline dizin.,
  • Tüm bagetlere aynı işlemi yapıp bitirdikten sonra bir fırın tepsisine su doldurup fırının en altına yerleştirin.
  • Üst kısma da bagetlerin olduğu ızgarayı yerleştirin ve 45-60 dk bagetler iyice pişip dışları kızarana dek bekletin.
Sos için, tüm malzemeleri bir kasede karıştırıp minik kaselere paylaştırın ve bagetlerle beraber servis yapın.


Afiyet olsun!

11 Haziran 2013 Salı

Ispanaklı ve Peynirli Krepler


Merhabalar,
Krep zamanı :))
En çok reçele batırarak yemeyi sevsem de bunlar da harika oldular.
Krepleri hafta sonunda arkadaşlarımla yapacağım kahvaltı için hazırlamıştım. Ispanak ve peynir  aslında yeni yeni tanıştığım bir ikili. Genelde ıspanağı salça ve bol soğanla pişirip kullanırım böreklerde, ama artık peynir ve soğanla da birleştirdiğim zamanlar oluyor. Krep için çok uygun bir iç malzeme. Hem sadece kahvaltı için değil de farklı şekillerde katlayarak brunchlara veya öğle yemeklerine de hazırlanabilir. Yani krepte çeşit ve kullanım alanı fazla :)


Ispanaklı ve Peynirli Krep
Malzemeler
2 su brd. süt
2 yumurta
2 su brd. un
Tuz

İç malzemesi için
Bir demet ıspanak
1 orta boy soğan
200 gr beyaz peynir
Karabiber, tuz
Sıvıyağ


Yapılışı
  • Ispanakları ayıklayıp güzelce yıkadıktan sonra doğrayın.
  • Bir tencereye biraz sıvıyağ koyup üzerine soğanı doğrayın ve pişirin.
  • Ispanakları da ekleyip, çok az tuz ve karabiber koyduktan sonra, ıspanaklar suyunu salıp çekene dek pişirin. Harç ılıdığında üzerine beyaz peyniri ufalayıp hafifçe karıştırın.
  • Bu sırada bir karıştırma kabında krep malzemelerini güzelce çırpıp, boza kıvamına getirin.
  • Geniş bir tavaya çok az sıvıyağ koyup fırçayla her yanına sürün.
  • Krep karışımından bir kepçe alıp tavaya dökün ve tavayı oynatarak hamurun yayılmasını sağlayın. Her bir tarafı orta ateşte 2'şer dakika pişirin.
  • Pişen kreplerin içine aşağıdaki fotoğrafta olduğu gibi iç malzemesi yerleştirin ve katlayın.
  • Dilerseniz üzerlerine kaşar peyniri serpip kızgın fırında kaşar peynirleri eriyene dek bekletip o şekilde de servis edebilirsiniz, ben tercih etmedim ama.


6 Haziran 2013 Perşembe

Bir Çapulcu'nun Sözleri..

Ben halkım! Gerekirse çapulcu, gerekirse direnişçi, gerekirse eylemci olurum.
Masumane başlamış bir eylem saçma sözlerle, dikta edici şekilde tahrik edilirse, ben istiyorum, olacak denirse, üç-beş çapulcu olarak düşünülürse oradaki "halk", görecekleri şey; kabul etmedikleri, başı olamadıkları %50 değil, sahibi olduğunu, istedikleri şekilde oynatabileceğini düşündükleri %50'nin içinde bulunanlarla birlikte sokağa dökülmüş milyonlarca insan olur.
Bu güne kadar yazmayışımın sebebi diyeceklerimin gerek blogcu arkadaşlarımca, gerek Twitter'da, gerek Facebook'da binlerce insan tarafından söylenmiş olması ve benim de tüm yüreğimle arkalarında olduğum içindi. Bugün de yazmayacaktım, bloğumda bahsetmeyecektim bu olaydan.
Bu protestolarda bir canımız gitti, bir arkadaşımız gözünü kaybetti, İzmir'de genç bir kız polis tarafından feci şekilde dövüldü. Şimdi de bir polisimiz şehit oldu. Öyle üzgünüm ki bu olanlar için artık benim de hislerimi söylemem gerektiğini düşündüm.
Doktoru, mühendisi, sanatçısı, öğrencisi, ev hanımı, tüm farklı görüşleriyle gençleri, tüm Türkiye'den milyonlarca insanı, "benim" dedikleri ama aslında görevi halkı korumak olan polisimizle karşıya karşıya getirdikleri için sinirliyim. Oradaki gençlere bir tek ağaç için bile olsa hunharca davranmak zorunda bıraktıkları polisler için üzgünüm. Saldırıp, halkı tahrik ettikleri için, görevi bilgi vermek olan medyayı parmaklarında oynattıkları için, ve en önemlisi, olanları yandaş medyadan görüp, dinleyip bunlara inanan, sokaklara dökülmüş milyonlarca insanı anarşist olarak görmeye devam eden insanlar için kızgınım.
Dün sansür için Taksim'deydim, dün Cumhuriyet için Bağdat Caddesin'deydim, bugün bedenimle olmasa da tüm yüreğimle Taksim'deyim, Antalya'dayım, İzmir'deyim, Rize'de 500 kişiye karşı 25 kişi ileyim, Mersin'deyim, Çorum'dayım, Ankara'dayım. Yarın ben yine ülkem için, tek bir ağaç için, Atatürk için, millet için, özgürlük için sokaklarda olacağım.
Buradan olaylarda hayatını kaybeden herkese Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Yaralılara bir an önce şifa, tutuklulara özgürlük diliyorum.
Tasarım:Sawako Kuronuma